http://www.burclarfal.com
burclar's Avatarburclar
Astroloji, burçlar, fallar
Contact Info
No contact information available.
Network Interests
No interests in network yet.
Quick Comments
07-17-2008 07:30 PMReport
burclar's Avatar

Tıp ve Vücut Falı





Kıyafetnağme


Bu aslında bir faldan çok, iyi gözlem yapabilmeye dayanır.


İnsanlar ana karnında 40 günlük olduklarında vücutlarını
Allah(c.c.)’ın hizmet melekleri, Allah(c.c.)’dan aldıkları emir
doğrultusunda, yavaşça inşa etmeye başlarlar. Elleri, ayakları, yüz
hatları yavaş yavaş oluşturulur. Bu oluşumlar kesinlikle tesadüf eseri
değildir. İnsanın bütün dış görünümü, hatları ve şekilleri, insanın iç
dünyasını, huyunu, karakterini, ahlakını ve bazen de kaderini yansıtır.
Vücut falına birkaç örnek vermemiz gerekirse:


* Orta boy: İyi ahlaka, saf kalbe

* İri baş ve geniş çehre: Şiddetçi olmaya ve nezaketten mahrumiyete

* Öne doğru eğik baş: İyiyi kötüden ayırtabilme

* İnce saç: Hassas bir kalbe

* Sert saç: Sert ve inatçı bir tabiata

* ERKEKTE Sık ve sert saç: Otoriter ve sert bir tabiata

* ERKEKTE Dik ve sert saç: Azimli ve hırslı olmaya

* Etli bir alın: Cesaretli ve hiddetli bir mizacas

* Çok küçük alın: Akıl noksanlığına

* Dar ve basık bir alın: İnatçı olmaya ve düşüncesizliğe

* Yay gibi kaşlar: Saf ve nezaketli bir kalbe

* Hilal gibi ince kaşlar: Hassas ve ince ruhlu olmaya

* Uçları yukarı kalkık kaşlar: Hafif meşrepliliğe

* Çok kalın ve düzensiz kaşlar: Şiddetli ve öfkeli bir tabiata, gam ve kederli geçecek bir ömre


Göz kapaklarının, kirpiklerin, gözlerin, kulakların, burnun, ağzın,
dudakların, dişlerin, dilin, sesin, çenenin, yüzün, tenin, yanakların,
benlerin, gülmenin, sakalın, boynun, omuzların, kolların, ellerin,
parmakların, tırnakların ve eldeki tüylerin neye işaret ettiklerinin
ayrıntılı bilgileri de mevcuttur.


Vücut biçimi ve karakteriniz;


KISA VE TIKNAZ YAPI:

Ufak tefek, tombalak yapılı insanlar gayet sakin ve şendirler. Herhangi
bir toplulukta etrafa hayat saçarlar. Ama pek fazla alaka gördüler mi
şımarmaları mümkündür. Çabuk öfkelenir ve aksileşirler. Kızdıkları
zaman bağırır çağırır veya kalp kırıcı sözler söylerler. Ama bu,
kendilerini unuttukları içindir. Zira aslında iyi kalpli ve iyi
huyludurlar. Kalp kırmak istemedikleri için yaptıklarına pişman olurlar
ve hiç kin tutmazlar.


UZUN BOYLU SALLAPATİ YAPI:

Uzun boylu, gevşek yapılı, sallapati tavırlı insanlar ufak tefek,
tıknaz tiplerin aksine, ağır hareket ederler ve herhangi bir şey
üzerinde ağır ağır, uzun uzun düşündükten sonra karar verirler. Asla
aceleye gelmezler. İyi huyludurlar. Asabi olmakla beraber kontrollerini
kaybedip kendilerini unutmaları seyrek görülür. Cesur ve metindirler.
Hayatın darbesine gülümseyerek tahammül ederler. Onların iyi
huylarından, sabır ve tahammüllerine ilave olarak bu tipler iyi
niyetlerini çatık ve kaba bir maske altında saklamasını da bilirler.


KISA GÖVDELİ, UZUN BACAKLILAR:

Bellerinden yukarısı pek kısa, bacakları ise iyice uzun olan tipler
görünüş ve hareket tarzı itibariyle beceriksiz bir tayı andırılar.
Havaidirler. Yaşamaktan memnundurlar ve günleri -tabir caizse- zıplaya
sıçraya geçirmek idealleridir. Hayatlarımuntazam değildir, zira daima
bir şeyler yapmak istedikleri için muntazam bir gidişattan nefret
ederler. Çoğu zaman hareketlerinin belli bir hedef veya amacı yoktur.
Sırf hareket etmiş olmak için hareket ederler. Amaçsız da olsa daldan
dala konmak, gezip tozmak onları tatmin eder ve hayatlarını doldurmaya
yeter.


UZUN GÖVDELİ, KISA BACAKLILAR:

Herhangi sahaya atılırlarsa parlamaları olasıdır. Asil bir aileden
gelmeleri muhtemeldir. Gelmiyorlarsa bile yaradılıştan asildirler. İyi
birer aile insanı olurlar. Bilhassa mizah tarafları pek kuvvetlidir.
Azim ve iradeleri sonsuzdur. Dünyanın sorunlarını yenmek onlara sadece
kendi zeka ve kabiliyetleri için bir deneme olarak kabul etmek
isterler. Yenilseler bile boyun eğmezler. Er geç yine bellerini
doğrultur ve kendilerini yeneni mutlaka yenerler. İnsanlarla iyi
geçinirler ama alıştıkları çevreleri ve eski arkadaşlarını daima
yenilere tercih ederler


07-11-2008 10:53 AMReport
burclar's Avatar


Astroloji, günlük burçlar, fal, burç uyumları, yükselen burçlar, aşk ölçer, haftalık burçlar, aylık burçlar, aşk falı testi, burç uyumu, fallar.

My Photo Album
burclar's Profile Picture
Fikri KOCADAG Bey ve Ekibi - U can't touch this :D

Alternative content

Sponsored Links
Recent Blog Entries
07-17-2008 07:34 PM

BAKLA

FALI TARIHI: Kökeni Hindistan’a dayanan bir degisik çesidi olan Bakla
Fali , Avrupa’ya çingeneler kanaliyla yayilmistir. Bakla fali çesitli
boyutlardaki bakla, fasulye vb. hububat türlerinin kurutulmuslari ve
küçük, degisik ebatlarda renkli taslarla bakilan, kökü çok eskilere
dayanan bir faldir. Genellikle çingene kadinlarinin baktiklari bakla
fali, yayginlik bakimindan çok bilinen bir fal türü olma özelligini de
tasir. Fala bakmak için yer, zaman, ortam önemli degildir. Her an her
yerde bakilabilir ve çok fazla bir kurali da yoktur. Falin bakilacagi
malzemeye dokunmak ve ardindan da niyet tutmak ilk sartidir


Fal malzemesine dokunan, fali bakilacak kisinin ruhsal enerjisi,
parmaklardan ve avuçlardan bakla tanelerine geçer. Bu hal fal taneleri
üzerinde manyetik bir alan olusturur. Falci bu bakla tanelerini hafifçe
atarak onlarin yere saçilmalarini saglar. Bu saçilma esnasinda taneler,
alanin titresim sinirlari dahilinde bilgi simgelerine göre bir dizilis
yaparlar. Bundan sonrasi falcinin tele kinetik gücüne dayanmaktadir. O
sirada da etkin bir durumda olan bu güç, sahis, tutulan niyet ya da
niyetteki olay ve sahis’lar adina ruhsal alemle baglantiya geçerek,
simgelerle baktiran kisinin zihni arasinda telepatik baglantiyi
saglayarak fali yorumlar. İste bu esnada fal bakan kisinin yanlis
kanala girmesi ile yorumlamada yanlis bilgi vermesi baktiran kisiye
yanlis bilgi aktarilmasina sebep olabilir. Bakla fali çingeneler
tarafindan çok fazla ayaga düsürülmesi neticesinde de rasyonalistlerin
dedigi gibi basit bir iki tanenin insan yasamini nasil etkileyebilecegi
süphesi, onu pek fazla itibar edilmeyen bir fal sinifina sokmustur.
Yine de insanlar ara sira eglence olsun diye, bazen de zaman doldurmak
açisindan sikça bakla fali baktirirlar.


BAKLA FALI: Bu falda baklanın sayısı kesin değildir. Çünkü,
falcıya/bakıcıya göre değişir. Ama çoğunlukla “21 bakla” kullanılır.
Ancak, falda başka şeyler de bulunur. Bunlar sevgili, murat, ve
benzerlerini temsil eder.


Bakla falına arka arkaya her gün bakılmaz. Arada 3 gün geçmesi şarttır.


Baklalarla birlikte kullanılan şeyler ve anlamları:


* Yüzük ya da bir halka: Nişan ya da nikah.

* Yeşil taş ya da yeşil düğme: Dilek ya da para.

* Kırmızı taş ya da kırmızı düğme: Sevgi.

* Mor taş ya da mor düğme: Sevinç.

* Siyah taş ya da siyah düğme: Keder, üzüntü.

* Gri taş ya da gri düğme: Ayrılık ya da yol.

* Sarı taş ya da sarı düğme: Hastalık, dert.

* Kahverengi taş ya da kahverengi düğme: Düşmanlık, dedikodu.

* Mavi taş ya da mavi düğme: sevgili.

* Beyaz taş ya da beyaz düğme: Niyet sahibi, yani siz.


Fala Şöyle Bakılır: Baklalar 2 elle ya da bir kaba konularak
tutulur. O sırada içinizden niyet edersiniz. Yani, öğrenmek istediğiniz
şeyi söylersiniz. Bunu bir örnekle açıklayalım:


Mesela, sevgilinizle evlenip evlenemeyeceğinizi veya düşündüğünüz işin olup olmayacağını öğrenmeyi isteyebilirsiniz.


Avuçlarınızda veya kap içinde tuttuğunuz baklaları tek hareketle,
ama dikkatle masanın üstüne (yere, çoğu bakıcılar gibi kucağınıza)
dökün.

* Baklaları savurmayın ve olduğu gibi de yere bırakmayın!

* Atılanların aldıkları duruma bakın. Sizi temsil eden beyaz taş veya düğmenin yakınındaki taşları gözden geçirin.


Bunlar dilek/murat, sevgi ve benzeri iyi taşlarsa, istedikleriniz
çabucak gerçekleşecek demektir. Ama, sizi temsil eden beyaz taş
yakınında keder ve benzerleri varsa, durum değişir. O zaman, bunun
sebebini anlamaya çalışırsınız.


* Kederin yakınında sarı taş varsa, hastalık yüzünden üzüntü anlamına gelir.

* Kederin yanında kahverengi taş varsa, düşmanlık veya dedikodu yüzünden üzüleceksiniz demektir.


Yani, önce sizi temsil eden taşın çevresine bakacaksınız. Ona göre yorum yapacaksınız.


* Eğer niyetiniz sevgiliyle ilgiliyse, mavi taşın çevresine de
bakmalısınız. Böylece sevgilinizin kederli mi, neşeli mi olduğunu
anlarsınız. onun yolda olup olmadığını da öğrenebilirsiniz.

* Sonra beyaz ve mavi taşların durumuna bakarsınız. Mavi taş hemen
sizin beyaz taşın yanındaysa, bu, sevgilinizle yüz yüze gelip
konuşacağınıza işarettir.

* Eğer iki taşın arasında 1 bakla varsa, bu, bir süre sonra yüz yüze görüşeceğinizi gösterir.

* Eğer arada 2 bakla varsa, birbirinizi 2 vakit sonra görürsünüz,
demektir. 3 bakla varsa, bu da 3 vakit olarak kabul edilir ve ayrıca
uğurlu sayılır.

* Eğer aranızda 3′den fazla bakla varsa; buluşmanız, konuşmanız biraz
zor olacak, demektir. Hele bunların yanında siyah gibi kederi temsil
eden bir taş varsa, o zaman buluşamamaktan dolayı ikinizin de üzüldüğü
anlaşılır. Ama siyah taş sizin yanınızdaysa , buluşamamak sizi
üzmeyecek demektir.


* Niyet ettiğiniz kimseyi temsil eden şey, mavi taşın yanındaysa, buluşamamaktan üzülecek olan karşı taraf olacak, demektir.


Yakına düşen diğer taşları da anlamlarına göre yorumlarsınız.


* Yüzük, nişan veya nikahı temsil eder. Tuttuğunuz kimsenin taşıyla
sizin taşınızın arasındaki yüzük, kısa zamanda nişanlanacağınızı veya
evleneceğinizi gösterir.


Fakat yüzük, iki taşın arasında olmasına rağmen, bunun yanında siyah
taş bulunursa, bu, nikahtan önce üzüleceğinize işarettir. Evlenebilmek
için bir süre uğraşacaksınız ve üzüleceksiniz, ama zamanla durum
düzelecek demektir.


* İkinizin arasındaki nikah taşının yanına gri taş düşerse, bu, nişan veya nikahın bozulacağına, ayrılacağınıza işarettir.


Bunun yanında veya yakınında kahverengi taş varsa, bir düşman sizi ayıracaktır.


* Bunlar örnektir. Taşların renklerine göre anlamlarını öğrenmeli, ondan sonra yorumunu yapmalısınız.


Taşların dışında baklaların dağılışlarını da hesaba katacaksınız. Yere atılan bakla ve taşlar birbirinden ayrılacaktır.


Baklalar grup grup kalabilir:* Eğer baklalar tek tek ayrılmışsa,
yani hiç birbirine değen yoksa, o zaman niyetinizin olacağı anlaşılır.

* Eğer bütün baklalar birbirine bitişik kalırsa, bazı sıkıcı şartlar yüzünden muradınız biraz gecikecektir.

* Baklaların çoğu 3′er 3′er toplanmışsa, istediğiniz çabucak olacaktır.

* Baklalar daha çok çift çift toplanmışsa, istediğiniz 2 vakit sonra olabilir.

* Baklalar 2 gruba ayrılmışsa, beklenmedik bir olaydan sonra dilediğiniz yerine gelecektir.

* Baklalar 2 gruba ayrılmışsa, kendi taşınızın yani beyaz taşın içinde
olduğu kısma bakın. Baklaları 3′er 3′er ayırın. Eğer baklalardan geriye
kalan olmuyorsa, muradınız hemen olacağı gibi çok da sevinirsiniz.


Geriye tek bakla kalırsa, ummadık bir değişiklik beklemelisiniz.
Geriye 2 bakla kalırsa, istediğinizin olması zordur. Ama taşlar
uyumluysa, o zaman bunu 2 vakit sürecek bir gecikme olarak kabul
edersiniz.


ÖRNEK BAKLA FALI Baklalar yere atıldığında 2 kısma ayrılmıştır.
Bunlardan birinde sizi temsil eden beyaz taş, yanında da yeşil taş
bulunmaktadır. Aradaki 2 bakladan sonra sevgilinizi temsil eden mavi
taş, yanında halka, yanında kırmızı taş gri taş bulunmaktadır.


Sizin bulunduğunuz taraftaki baklalar da 3′er 3′er ayrılınca, geriye
bakla kalmamaktadır. Bu durumda muradınıza ereceğiniz anlaşılır.
Sevgiliniz nikah düşünmektedir ve size olan sevgisi yüzünden yol
yaparak 2 vakit sonra gelecek ve sizinle evlenecektir.


Baklalar yere atıldığında iyice dağılmıştır.Sizi temsil eden beyaz
taşın yanında yine yeşil taş bulunmaktadır. Sevgilinizi temsil eden
mavi taş iyice uzaktadır ve yanında siyah taş bulunmaktadır. Buna
karşılık, sizin yakınınızda yüzük ve mor taşı görüyoruz. Bundan çıkacak
sonuç şudur:


Tuttuğunuz/niyet ettiğiniz kimseden, yani sevgilinizden
ayrılacaksınız. Fakat bu, sizi üzmeyecektir. Siz, başka biriyle
nişanlanacak veya evlenecek, çok sevineceksiniz. Üstelik paraya da
kavuşacaksınız, zengin olacaksınız. Buna karşılık tuttuğunuz kimse,
sizinle evlenmemesine çok üzülecek ve uzakta kalacaktır




0 Comments
Rate Me
About Me
No information to display.
Social Actions


My Quotes
Avuç falı

Bu “ilim” nereden geldi, hangi memleketlerde ilgi gördü? Bu çizgilerin haber verdikleri şeylere önem veren insanlar nasıl hareket ettiler? Bu sorulara yanıt vermeye çalışalım.

EL FALINI “İCAT EDENLER”
El falının bir tarihçesi olabileceğini hiç düşünmediniz değil mi? Bu fal şeklinin daha çok batıl itikatlara inanan kimseler tarafından ortaya atıldığını ve sadece kapı, kapı dolaşan çingeneler için bir kazanç vasıtası olduğunu zannediyorsunuz değil mi? Eğer bunu düşündünüzse, bunun sebebi el falı hakkında fazla bir şey bilmemenizdir.
El falı ilk olarak Hindu’larda başlamıştır. O çağlarda ilmin başlıca konusu insandı. Hindu’lar insan’ı kainatın en mükemmel varlığı sayıyorlardı. Onların nazarında insan gerçekten Allah�ın evladı idi ve dünyada her şey onun için, onun kullanabilmesi için yaratılmıştı. Bunun içindir ki, insanı inceliyerek tanrıyı öğrenmeye imkan bulacaklarını zannediyorlardı.
Gözlerini göklere doğru çevirmişlerdi. Yıldızların insanın hayatı üzerinde etkili olup olmadığını araştırıyorlardı. Meşhur “Fadik” rakamlarını da ilk kez Hindular bulmuşlardı.

BURÇLARIN ETKİSİ
Aynı zamanda herhangi bir burç’ta doğan bir insanın falan yahut filan karakterde olacağını, doğuştan falan yahut filan yıldızların şu veya bu durumlarda olmalarının bir rol oynayabileceğini ilk kez ileri sürenler onlardır. Bildiğiniz gibi, bugün dahi burçların insanların hayatı üzerine etki ettiğine inanan pek çok insan vardır.
Hindular önce vücudun çizgilerini ve şeklini tetkik ederek “Mastrika” adını verdikleri bir ilim kurdular. Ondan sonra eldeki çizgilere dikkat ettiler ve “Samudrika” adını verdikleri el falının esaslarını kurdular.

FİLOZOFLAR DA EL FALI BİLİYORLARDI
Hindulardan sonra el falı öncelikle Çin’de, Tibet’te, İran’da, Mısır’da ve nihayet eski Yunan’da ilgi gördü. Özellikle eski Yunan’da çok itibar edilen bir şeydi. Yunan filozoflarından birçoğu el falını öğretiyorlardı.
Filozof Anaksagoras milattan 440 yıl önce öğrencilerine bu el falını öğretmiştir. Hispanus Büyük iskender’e el falı konusunda bir eser göndermişti. Bu esere sonradan “Altın harflerle yazılı eser” adlı verilmişti.

SEZAR KARŞISINDAKİNİ NASIL TANIMIŞTI
Aristo, Paracelsus, Cardamis ve İmparator Augustus gibi kimseler, o devirde, el falına çok önem vermişlerdir. Sonradan tarihçi Josep Huş’un kaydettiğine göre, Sezar el falını o kadar iyi biliyordu ki, kendisine Herod’un oğlu süsünü veren bir adam Sezar’la görüşmek istemiş, fakat Sezar bu adamın elinde kraliyet işaretlerini görmediği için Kral Herod’un oğlu olmadığından şüphelenmiş, sonra da bunun doğru olduğu anlaşılmıştı.
Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasını takip eden korkunç savaşlardan sonra el falı da birçok diğer ilimler ve sanatlar gibi unutuldu. Batıl itikatlar seviyesine indi ve kapı, kapı dolaşan çingenelerin yahut göçebelerin işi oldu.

NEDEN YASAKLANMIŞ
Ancak 1475 yılında bir Alman, “El-Çizgilerini Okuma Sanatı” isminde bir kitap yayınladı. 1490 yılında (Cyromantia Aristotlis cum Figurs) isimli eser yazıldı. Bu eser bugün İngiltere’de Birtish Museum’dadır.
Avrupaya yayılan el falı, sonra İngiltere’ye de yayılmış fakat Kral VIII. Henry, belki de talip olduğu kadınlar geleceklerini el fallarından öğrenirler diye el falını yasaklamıştı. Bilindiği gibi Kral VIII. Henry evlenmiş olduğu bütün eşlerini katletmiştir.
Fakat ne gariptir ki, Kral VIII. Henry’nin kızı Kraliçe Elizabeth’de el falına çok merak.sarmış ve bu sanatın ilerlemesini teşfik etmiştir. Böylece İngiliz Sarayına ilk olarak resmen bir falcı tayin edilmiş ve Dr. John pee dönemindeki bu falcı Kraliçe Elizabeth�e birçok işlerinde tavsiyelerde bulunmuştur. Bir gün falcı Dr. John Dee, Kraliçe Elizabeth’e İspanyol armadasının İngiltere’ye hücum etmesinin muhtemel olduğunu söylemiş, bunun üzerine armadanın yolunu kesmek üzere harp gemilerinin yapılması emredilmiştir.

AKLIN HİZMETÇİSİ
O tarihten bu yana el falı daima insanların araştırma isteğini tahrik edip durmuştur. Akıl ile el arasında, vücudun başka bir organı ile akıl arasında olduğundan daha fazla duyu sinirleri vardır. Bu sinirler nesiller boyunca o kadar büyük bir önem taşımıştır ki, el hareketli olsun hareketsiz olsun daima “insanın zihninden geçen herhangi bir düşüncenin en sadık hizmetçi sidir.” denilebilir.
1853 Yılında profesör Mesmer isminde bir bilim adamı parmaklarının ucunda ve el’in avuç içi çizgilerinde, belleğe bağlı sinirlerin uçlarının bulunduğunu ve bu uçların, bir insan yaşadıkça birtakım titreşimlerde bulunduğunu ispat etmiştir.
Demek ki, çizgiler bir insana mizacını, karakterini hatta sağlık durumunu ortaya sermektedirler. Bu bakımdan dünyada hiçbir insanın avucundaki çizgilerin neden başka bir insanın avucundaki çizgilere benzemediğini kolaylıkla anlamak mümkündür.

DOĞADA HİÇBİR ŞEY SEBEBSİZ DEĞİLDİR
Sir Thomas Browne, “Religoio Medici” isimli eserinde şunları yazmıştır:
“Yüzümüzdeki çizgilerden başka elimizde de birtakım esrarengiz çizgiler yardır. Bunların rastgele bir şekilde çizildiklerini zanetmiyorum. Zira onları çizen el hiçbir zaman bir şeyi sebepsiz yapmaz… Bundan başka, şuna da eminim ki, kendi elimde gördüğüm işaretleri ve çizgileri asla başka bir elde bulamayacağım.”
İnsanlar, yüz hatlarının mesela burnun, gözlerin yahut kulakların sınırlı birer şekli olduğu kabul edildiğine göre, eldeki çizgilerin de sınırlı bir şekilde olması gerektiğini kabul etmişlerdir.
Burnu anormal derecede iri olan bir insanın yüzüne baktığınız zaman “Bu adamda bir anormallik var” diye düşünürsünüz ve bu hususta haklı olabilirsiniz. Aynı şekilde mesela; bir kadının yahut bir erkeğin elinde akıl çizgisinin herkesin elinde olduğu gibi ufki olacak yerde birdenbire yukarıya doğru uzadığını görünce, haklı olarak: “Bu insanda bir anormallik var diye düşünebilirsiniz.”

HER ÇİZGİNİN ANLAMI VAR
Fakat el falında biraz daha ileri giderek böyle bir çizgisi olan bir insan hakkında “cinayet işlemeye eğirimi vardır” diye düşünebilirsiniz. Aynı zamanda el falı hakkında daha fazla bir bilginiz varsa “Bu insanın falanca tarihte bir cinayet işlemesi muhtemeldir” diyebilirsiniz.
Aynı şekilde bir insanın elindeki çizgilere bakarak ne kadar başarılı olup olamıyacağını anlıyabilirsiniz. Zira bir insanın hayatta başarılı olup olmaması kabiliyetlerine, eğilimlerine bağlıdır. En mütevazı ailede doğmuş olan bir bebeğin elinde net bir şekilde bir başarı çizgisi varsa, bu çocuk, ileride karşısına çıkan engeller ne olursa olsun, hepsini yener ve başarılı olur. Öğreniminin veya kültürünün az olması ona engel olmaz. Çocuk ne pahasına olursa olsun kişiliğini geliştirmek imkanını bulur.

KIRIK KÖPRÜYE GELMEDEN
Bilgi eksikliğini gerekiyorsa akşam kurslarına devam ederek tamamlar ve daha ilerideki yıllarda içindeki bu irade ve azim onu hayat mücadelesinden alıp ön plana geçirir. Böylece çocuk doğarken sahip olduğu yetenek sayesinde kendisini geliştirir.
Bir insanın elinde cinayet eğilimini gösteren çizgi nasıl daha çok küçük yaşta kendini belli ediyorsa, o insanın başarıya ulaşıp ulaşamayacağını ve yetenek sahibi olup olmayacağını gösteren çizgiler de daha küçük yaşta kendilerini belli ederler. Bu yetenekleriylede başarıyı sağlarlar.
Bir insan herhangi bir yerden geçerken karşısına yıkılmak üzere olan bir köprü gelirse, başka bir yola mı sapar yoksa köprünün tamir edilmesini mi bekler? Yoksa bu köprünün yıkılmak üzere olduğunu gördüğü ve bunun peşin işaretlerini hissettiği halde, buna önem vermeyerek yoluna mı devam eder?
Şüphesiz, akıllı bir insan bu son hareketi yapmaz. Bir insan elindeki çizgilerde hayat yolunda kendisini böyle bir şey bekliyorsa, bu işareti hesaba katarak zamanında tedbir alarak bu yıkık köprüye doğru kendisini yönelten eğilimlere gem vurabilir. Hatta gerekiyorsa bambaşka bir yol da seçebilir.

ÇİZGİLER BİRER “HABERCİ” DİR
Elinde cinayet işleyebilir işaretleri bulunan şahıs, belki de çocukluğunda gayet uslu bir çocuktu. Fakat henüz çocukluğunda elinin içindeki çizgilerden, iradesini kemiren zaafların işaretini okumasını bilmediği için daha o zaman ruhunda kötü bir tohum halinde gelen eğilimlerinin gelişmesine fırsat vermiştir. Aradan yıllar geçtikten sonra zavallı annesi, oğlunun işlediği cinayet yüzünden idam cezası ile cezalandırıldığı zaman büyük bir olasılıkla çocuğun elindeki o ‘kırık köprü’ işaretini görmemiş olduğu için vaktinde tedbir alamamış olduğunu aklına bile getirmemiştir.
Birçok durumda olduğu gibi, bu olay da bilgisizliğin bir neticesidir. Zamanında tedbir alınacak bir durumun olduğunu bilmemekten ileri gelmiştir. Bir genç kız evlenince, mesut olup olmadığını bilmek ister, elindeki çizgiler, ona hemen evlenmektense, bir müddet daha beklediği takdirde, daha mesut bir evlilik yapacağını işaret ediyorsa, bunu görüp ona göre hareket etmesi şüphesiz mesut olma şansını çok daha fazla arttırır.

ZAMANINDA TEDBİR ALMALI
Tabiat hiçbir şeyi boşuna yaratmaz. Herşey insanlığın en mükemmel seviyesine ulaşmasını temin edecek şekilde yaratılmıştır. Tabiatın bu planının işaretleri elimizdeki çizgilerde mevcuttur. Doğru bir şekilde bu çizgilere bakılırsa bir insan kendisini daha mükemmel bir hale getirmeye çalışabilir ve böylece kendi kendini tanıyarak en iyi kabiliyetlerini kullanmanın çarelerini bulabilir.
My Network
My Communities
Zoints Communities